8 Haziran 2016 Çarşamba

Ruhlar, Bedenler ve Acılar

Ruh fedakardır, bedenin içinde müebbet yatarken en çok ve hep hissettiği şey acıdır ama buna rağmen acısı daimi olmayan bedeni, kendinden üstün tutar. Beden acı çekmeye başladığı anda ruh, acısını haykırmayı bırakır, sessizleşir. Bedenin acısı ne kadar büyükse ruhun sessizliği o kadar derin olur. Beden ağlarken ne kadar çok hıçkırırsa ruhun gözyaşları o kadar sessiz akar. Ta ki beden acıyla olan savaşında ağır darbeler alana kadar. İşte o zaman ruh yardıma koşar ve içinde hapsolduğu bedene acısını devralmayı teklif eder. Ruh bunun karşılığında özgürlüğüne beden ise sonsuz huzura kavuşacaktır. Beden, soğuk ve huzur dolu bir toprağın altında dinlenirken ruh, ateşten değil saf acıdan oluşan bir cehennemde özgürlüğünü tadacaktır. Bu teklifin kabul edilmesine ölüm reddedilmesine umut denir ve bu beynin anlaşmayı adil bulup bulmadığına bağlıdır. Yani hayatta kalmak aslında karmaşık bir biyolojik reaksiyon değil değil basit bir matematik işlemidir.